Archive for Şubat 2012

Ece Sükan Benim Bloguma Yakışan VAIO’yu Seçti… Sıra Sende!

Bana en çok Yeşil VAIO yakışıyor!

Ünlü moda ikonu Ece Sükan, Sony VAIO için ilginç bir işe imza attı. Blogların renkli dünyası ile Sony VAIO’nun renkli dünyasını birleştiren Ece Sükan, bir çok blog gibi benim blogumu da inceledi ve yakışacak olan rengi belirledi. Ece Sükan, blog içeriği, tasarımı, duruşuna göre 6 farklı rengi olan Sony VAIO içinden bana Yeşil VAIO’yu seçti.

sony-vaio

Ayrıca Facebook üzerinde yapılmış özel bir aplikasyonla Ece Sükan profil fotoğraflarını inceliyor ve sana yakışan Sony VAIO’yu belirliyor. Sen de fotoğrafa tıklayarak Facebook üzerinden VAIO kazanma şansı yakalayabilirsin…

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Dikkat: Rumeli Hisarı’nda Ejderhalar Var!

“Eski aşklar Yeşilçam’da kaldı” lafı klişe olmaya yüz tutmuşken, fırtınalı sevdalar, çekişmeli ilişkiler günümüzde hem magazin basınında hem de yakın çevremizde -buna kendimiz de dahil- karşımıza bolca çıkıyor. Sevgilimizi elimizden almak isteyen dış mihraplar yoğun şekilde çalışırken bize de biricik aşklarımızı elimizde tutmak için yapmamız gereken çok iş düşüyor. Bu konuya nereden geldiğimi açıklıyorum!

8×4 yeni deodorantları Beauty ve Beast için muhteşem bir project mapping uygulaması daha yapmış. Gösterinin hikayesi kısaca şöyle: romantik bir aşk hikayesi kötü niyetli bir ejderhanın tehdidi altına giriyor. Kahraman erkeğimiz çekici kokusunun da yardımıyla güzel kızı kurtarıyor ve hikaye mutlu bir şekilde sona eriyor.

8×4 dünyasını Facebook’tan takip etmek isteyenler; http://www.facebook.com/8x4Turkiye

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Dostu Düşmanı Tanıdık

Bayburt’umuzun düşman işgalinden kurtuluşunun 94. yılında kutlamalar çerçevesinde her yıl olduğu gibi yapılan canlandırmayı hep birlikte izledik.Bunu ilk kez görmedik.Görmekten de rahatsızlık duymadık.

Sayın Belediye Başkanımız ; “Dininin, ırzının ,namusunun ,kinini davacısı bir nesil istiyoruz” dedi.Cümlenin başından sonuna kadar akla aykırı tek bir bölüm bile olmamasına rağmen her ne hikmetse birilerinin zoruna gitti.Nefret söylemi olarak nitelendirildi.Sayın Başkan’ın yanlış söylediği dile getirildi.

Öyle ki biz Bayburt gençleri olarak her gününün daha aydınlık olmasını istediğimiz, kanaatkar, kültürüne bağlı geçmişini bilen bir nesiliz.Biz dedelerimize,ninelerimize , atalarımıza yapılanı bir başka 21 Şubat gününden aynı sahnelerde öğrendik.Bu gün itibariyle de kardeşlerimiz öğrenmekte.Bu toprakların üzerine 94 yıl önce düşen kara bulutları dini,namusu ve ırzı adına canlarını feda ederek koruyan atalarımızın anıldığı bu tarihte, atalarımıza layık olabilmek adına, geçmişini bilen, çağdaş, çalışkan, dindar nesiller olma yolunda ilerlemekteyiz.

İşte tamda bu noktada devreye giriyor Birand’ın Belediye Başkanımızı eleştirdiği nokta.Hayır yanlış biliyorsunuz dese de ne kadar dar bir kalıp içerisinden olaya baktığı belli oluyor.Öyle ki sahnelenen gösterilerde biz hiç bir zaman elimize silahı yakıştırmadık, savaşa özenmedik.Bizler tamda Sayın Başbakan ve Belediye Başkanımızın dediği gibi bu canlandırmaların içinden atalarımıza layık geçmişini bilen, çağdaş, çalışkan ve dindar nesiller olmaya karar verdik.

Olmayanı canlandırmadık Sayın Birand.Bu toprakların gördüğü zulmü anlattık ve anladık.Geçmişiyle yüzleşebilen ve bundan pozitif yönde ders çıkarabilen, nefret değil azim ve başarı arzusunun tohumlarının yeşermesini umut eden bir gençlik olduk.

Belki bu görüntüler Sayın Birand’ı kendi geçmişini sorgulamaya yöneltir.Bunun için özel bir çaba sarfetmenize gerek yok Sayın Birand.Biz herhangi bir video paylaşım sitesine M.Ali Birand yazınca nereden geldiğinizi öğrenebiliyoruz.

Sayın Belediye Başkanımız dostu düşmanı bizlere bu yönüyle bir kez daha tanıttı.Anladık ki sahnelenen oyun 94 yıl öncesini anlatırken aşağıdaki görüntüler bizlere bugünün düşmanlarını tanıttı.

Buda Bir Tatildi

Küçükken 15 tatil deyince karnemizin akıbetini düşünürdük.Karne kaygısını bu zaman aralığında düşünürdük.Çünkü ilk dönem sonundaki durumum ne olduysa yıl sonunda da aynı sonucu görmüşümdür.Haliyle durumum parlaktı bu dönemlerde.Bayburt’ta kış aylarının tam göbeğine geldiği içinse şimdiki gibi değil o dönemler diz boyu kar yağardı.Şimdilerde her biri apayrı yuvalarda yeni hayatlar yeşerten arkadaşlarımız vardı.Sabah uyanınca bir grup çocuğun o günden beklediklerinin tamamı aynıydı bu yaşlarda.Kimimizin kızağı vardı kiminin yoktu.Annelerimiz sıkı sıkı giydirip dışarı salardı bizi.İstese de evde tutamazdı ya zaten…

Çocukluk elbette özlenir.Pantolonlarımız belimize kadar soğuktan buz tutardı.Soba başında saatler boyu beklerdikte geçmezdi iliklerimize işleyen soğuk.

Şimdilerde hayat iliklerimize işleyen soğuğu aramıza sıcacık ortamlarda düşürür oldu.Şimdilerde sabah uyanınca kızağa binmek için saatlerce tırmandığımız yokuşları oturduğumuz yerden tırmanıyoruz.İfadesi zor şimdilerin.Şimdilerde ne istediğimizin, istediklerimiz için ne yaptığımızın da ifadesi zor.

Hocam’ı Buldum

Hocam diyince şaşırmayın hele başlığı görüpte konuya girdiyseniz beklediğinizden çok farklı bişeyle karşılaşabilirsiniz.

Bugün sizler için bir siteyi tanıtmak istiyorum işin aslına bakarsanız yazıyı yazmamdaki amaç onay sırasındaki yerimi başa çekmek.

Öncelikle üniversiteli olmanızı gerektiren bu uslubu düzgün site arkaşalarınızı bulmanız için facebook kadar iddialı olmayabilir ama tek aramayla üniversitenizdeki tüm hocam üyelerine ulaşabilir ve iletişime geçebilirsiniz.

Amacı doğrultusunda kullanıldığı sürece bence güzel bir oluşum.Daha öncelerden keşfettiğim ama gereksinim duymadığım, bir arkadaşım yardımıyla da içeriğini gezme şansı bulduğum hocam.com sizinde eksik bir kaç ihtiyacınızı karşılayabilecek sosyal platformlardan yalnızca biri.Yerli oluşum olması yönüyle de hoşunuza gidebilecek bir site.Etkinlikler bölümünü ayrıca takip etmenizi öneririm.

İnsanlık Öldü Denmesin Diye…

İki genç, birini tutup, Hazret-i Ömer’in(radıyallahü anh) huzuruna getirirler:
- Bu delikanlı babamızı öldürdü. Davacıyız.
Hazret-i Ömer suçlanan gence sorar:
- Söyledikleri doğru mu?
- Evet doğru.
- Peki niye öldürdün?

- Ben hali vakti yerinde olan bir insanım, gezmeye çıkmıştım. Çok sevdiğim güzel bir atıma ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve yemesine engel olamadım, bu iki kardeşin babası, içeriden hışımla çıkıp, atımın başına bir taş attı, beyni sarsılan atım oracıkta öldü. Çok üzüldüm, adeta kendimi kaybettim, o şuursuzlukla bir taş alıp babalarına attım. Taş babalarının başına geldi ve oracıkta hemen öldü. Arkadaşlar beni yakalayıp size getirdi, durum bundan ibaret.
Hazret-i Ömer dedi ki:
- Suçunu kabul ettiğine göre, cezana da razı olman gerekir. Öldürülmen gerekir.

Genç, bir maruzatta bulunur:
- Ben zengin biriyim, ayrıca, babam vefatından önce bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için bunları saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı hemen infaz ederseniz yetimin hakkı zayi olacağı için Allah indinde sorumlu olurum. Bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim.
- Peki senin kaçmayıp tekrar geleceğini nereden bilelim? Yerine birine bir kefil bulursan git.

Genç, oradakilere bir bakar ve der ki:
- Bu zat benim için kefil olabilir.

O dediği zat, Amr bin As hazretleri idi. Hazret-i Ömer ona der ki:
- Ya Amr, kefil misin?

O yüce sahabi tereddütsüz şöyle der:
- Evet, ben kefilim.

Genç serbest bırakılınca memleketine gider.

Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzeredir ama gençten hiçbir ses seda yok. Medine’nin ileri gelenleri Hazret-i Ömer’e, gencin gelmeyeceğinin anlaşıldığını, dolayısıyla Amr ibni As’a yapılacak kısas yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler. Fakat gençler razı olmayıp, “Babamızın kanının yerde kalmasını istemiyoruz” derler.

Adaleti dillere destan olan şanlı Ömer,
- Merak etmeyin, kefil babam da, oğlum da olsa fark etmez, cezayı infaz ederim.

Amr İbni As hazretleri der ki:
- Ben de sözümün arkasındayım, infaza hazırım.

Talimat üzerine idam için sehpa sandalye hazırlanmaya başlanır. Bu sırada, uzaklardan bir atlının geldiği görülür. Oradakiler az duralım belki genç geliyordur derler. Az sonra gerçekten genç, kan ter içinde kalmış atı ile çıka gelir. Hazret-i Ömer gence der ki:
- Evladım neden geldin, nasıl olsa kefilin vardı?

Genç der ki:
- Ahde vefasızlık etti, sözünde durmadı denmesin diye geldim.

Hazret-i Ömer sorar:
- Ya Amr, sen bu genci tanıyor musun? Niye kefil oldun?
- Ya Ömer, nereden tanıyayım, genç, o kadar kimse içinde hüsnü zan edip, beni seçti. Ben de insanlık ölmüş denmesin diye kabul ettim.

Davalı gençler söze karıştılar:
- Biz bu davadan vazgeçtik.

Hazret-i Ömer onlara sorar:
- Ne oldu, az önce “babamızın kanı yerde kalmasın” diyordunuz, niye vazgeçtiniz?

Gençler şöyle der:
- Dünyada merhametli kimse kalmamış denmesin diye.

Bardağı Yere Bırakın!

Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı
Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu :
“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?”
’50gm!’ ’100gm!’ ’125gm’
diye öğrenciler yanıtladı
“Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem,” dedi profesör, “ama, benim sorum şu ki :
Bu bardağı birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”
‘Hiçbirşey’ …diye yanıtladı öğrenciler
Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?’ diye sordu profesör bu kez…
Kolunuz ağrımaya başlardı efendim’ diye öğrencilerden biri yanıtladı
“Haklısın, peki şimdi ben 1 gün boyunca tutsam ne olurdu?”
“Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı batar vs gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!”
… tüm öğrenciler çeşitli yorumlar yaptı ve gülüştüler
“Çok iyi
Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu?”
diye sordu profesör
‘Hayır‘… diye yanıtladı herkes
“Peki o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi?”
Öğrenciler bulmaca çözermişçesine düşünmeye başladılar
“Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?”diye tekrar profesör sorar
“Bardağı bırakın düşsün!” diye öğrencilerden biri yanıtlar
“Kesinlikle!” der profesör
Hayatın problemleri de böyle bir şeydir
Onları kafanda birkaç dakika tutarsın Bir sorun yokmuş gibi görünür
Uzun bir süre düşünürsün, başınız ağrımaya başlar
Daha uzun düşünün …Artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden olur
Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir,
Fakat daha önemlisi onları her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır (bardak gibi)
Bu şekilde strese girmez, ve her gün taze bir beyin ile uyanır ve her konuyla ve yolunuza çıkan her mücadele ile başa çıkabilecek güçte olursunuz!
Bu yüzden bugün ofisten ayrıldığınızda,
Sevdiklerinize şunu hatırlatın :
“Bardağı yere bırakın bugün!”

Son Derece Cazip Mac Kampanyasında Son Hafta…

Eğer bir Mac satın alma hedefiniz varsa şimdi tam zamanı… Şu günlerde yetkili Apple mağazalarının yapmış olduğu önemli bir kampanya var. Bu kampanya, aslında mağaza mağaza dolaşmayı sevmeyen beni bile harekete geçirdi.

Eğer ki hem evinize bir iMac, hem de kendinize bir iPad2 almak istiyor fakat bütçeniz nedeniyle bunu gerçekleştiremiyorsanız bu kampanya tam size göre. 15 Şubat’a kadar süren Mac kampanyası sayesinde bilgisayar için ayırdığınız para ile hem istediğiniz özelliklerde bir iMac, hem de fiyat avantajı nedeniyle artan bütçeniz sayesinde ne zamandır almak istediğiniz iPad 2’yi satın alabilirsiniz.

Ayrıca 14 Şubat Sevgililer Günü’nde sevgiliniz için bir sürpriz yapma planınız varsa yine bu kampanya tam size göre…

Bu nedenle kampanya hakkında bazı ayrıntıları sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü 15 Şubat’a kadar geçerli olan kampanyada iMac, MacBook Pro ve MacBook Air için 563 TL’ye varan cazip fiyat indirimleri söz konusu…

Örneğin, hafifliği ve şıklığı ile kadınlar için en güzel bilgisayar olduğunu düşündüğüm Ultrabook’un yaratıcısı MacBook Air’ı bu kampanyada KDV dahil 2 bin 762 TL yerine 2 bin 490 TL’ya satın almanız mümkün.. MacBook Air’de 272 TL olan fiyat avantajı, ürünler arasındaki fiyat farkına bağlı olarak MacBook Pro’da 390 TL’yi, kampanyanın en cazip ürünü iMac’de ise 963 TL’yi buluyor. Son yıllarda Apple ana distribütorü Bilkom’un Mac ve iPad ürünlerini çok iyi rakamlara çektiğini biliyorum. Ama mağazaların bu çalışması, Mac aşkımı daha da kabartıyor.

Unutmayın bu özel ürünler için kampanya 15 Şubat 2012 tarihine kadar ve yetkili Apple mağazalarında geçerli.

http://www.bilkom.com.tr/tr/yetkili-saticilar/apple/apple-magazalari/

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Bekleme Yapma, Yeni Bir Hayatı Yakala!

Yenibiris.com’un, iş hayatında yükselmek ve beklentilerine kavuşmak isteyenleri harekete geçirecek yeni reklam kampanyasının çıkış noktası mutsuz yaşamlarını değiştirmek için girişimde bulunmak yerine atıl kalan, oyalanan, oturdukları yerde mucize bekleyen kişiler.

”Bekleme Yapma!” reklam filmi, iş hayatında, kariyerinde bir türlü istediği yere gelememiş, en verimli yıllarını bir umutla bekleyerek ya da sadece şikayet veya oyalanma ile vakit kaybederek geçirenleri, harekete geçmeden şartların değişmeyeceği gerçeği ile yüzleştirirken, etkin bir harekete geçme yolu olarak da Yenibiris.com’a girmelerini tavsiye ediyor. Bekleme yapmak yerine Yenibiris.com’un portföyündeki binlerce şirketin yüzbine yakın iş imkanı içinde, beklentilerini karşılayacak yeni bir iş fırsatına sahip olmayı öneriyor. Mutsuz ortamlarda sıkışıp kalmak ya da iş bulamamaktan yakınıp durmaktansa, Yenibiris.com’da özgeçmiş hazırlayıp, ilanlara başvuru yaparak yeni bir hayatı yakalamanın mümkün olabileceği vurgulanıyor.

Bekleme yapmaktansa iş hayatındaki fırsatları yakalamak için www.yenibiris.com‘a tıklayabilirsiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Seksenler

seksenler
    Seksenler diye bir dizi başlamış.Reklamını görmüş pekte umursamamıştı.TRT ustalığını göz ardı etmişim belliki.Raslantı icabı geldi önüme dizi şöyle nerden baksam bi 30 dk. izledim.Henüz 2. bölümüymüş ve mükemmel kadroyu şiir gibi yöneten Müfit Can Saçıntı ve Birol Güven, dizideki ince çizgiyi ustalıkla korumasını bilen senaryo koltuğunun sahipleri Murat Aras ve yine Birol Güven dönemi yaşatabilmek adına bir hayli anılarına geri dönmüş olmalı.

Dizinin karakter yelpazesi okadar genişki 3 dakikada tüm Türkiye coğrafyamızı baştan aşağı gezmiş gibi oluyoruz.Hele bekçi yokmu bekçi…Oda bizim oralardan olsa gerek ki gurbet elde o konuştukça ben cevap veriyorum içimden içimden.

Umarım diziyle hedeflenen noktaya ulaşılır.Kimseyi incitmeden ” Seksenleri “ anımsatan, gülümseten, vay be dedirtip hah aynen böyleydi işte diye şaşırtan güzide yapım Seksenler‘e başarılar dilerim.

Şöyle bi dizi hakkında gezintiye çıkmak isterseniz şuradaki samimi ortama buradaki resmi sayfaya ve da şurdaki YouTube sayfasına bakabilirsiniz.