Archive for Geliştirgeç

Sizin Dört Duvarınız?

Son dönemde kişisel yazılar yazma konusunda biraz çekingen durduğumun farkındayım.Hayatımın rüyalar haricindeki her köşesinde tutsak olduğum canlı kanlı bir dört duvarım var.Öyle ki kişisel blog adını verdiğim şu sayfada bile kişisel manada tam bir yansımam söz konusu olmuyor.

Eskiden ” Sevgili günlük ” vardı, artık “ Sevgili blog ” var.Günlük açılmazdı, okunmazdı…Ahlak kurallarına aykırıydı.Kimileri için fantazi halindeydi, görüpte okumadan geçmesi mümkün değildi.Neyseki bilinmesin istediğim her yazım saklı kalmıştır.Durum biraz karışık gibi görünebilir konuya giriş biçiminden.Aslında karışıkta diyebiliriz.Çünkü henüz bu yazının bir başlığı dahi yok.

Read more

Proje Nasıl Yapılır?

Konuyu tamamen kişisel nedenlerimden ötürü ele alıyorum.Hazırlamakta bolca azimli olduğum bir kaç proje var ve basit manada bunları nasıl gerçekleştirebilirim sorusunu kendime sorduğum anda google tıklamasıyla işe başladım.

Projeler hedeflenen bir amacın planlı ve programlı bir şekilde gerçekleştirilmesi hedeflenen, düzenli bir çalışma biçimidir diyebiliriz.Uzun veya kısa süreli olarak, mevcut alternatifler içerisinden amaca en uygun olanı ele alarak faydalarını hesaplayabilme ve analiz etme imkanını kendimiz veya belli bir grup için olanaklı hale getirmektir. Read more

İl İl Canlı Kameralar

Bu gün şöyle memleketime bi bakayım dedim.Malum bizim şehrin kendine ait bi televizyon yayını yok henüz.Şöyle doğal haliyle bi bakmak istedim.Aklıma mobeseler geldi.Belediyemiz 4 tane kamerayı yayına vermiş.Haliyle donuk bozuk izledim biraz.Paylaşma gereği duydum.Tüm illeri eklemeyi düşünüyorum bu yazıya buldukça.

Buyrun ilk sırada Bayburt olsun BAYBURT CANLI İZLE

http://cdn1.iconfinder.com/data/icons/splashyIcons/movie_grey_camera.png

Masaüstümü Dizüstümü

Dizüstü bilgisayar kültürü son 5 yıl içerisinde epeyce boy gösterir hale geldi.İş ve eğitim hayatına gün geçtikçe entegre olan bilgisayar, kullanım alanları yaygınlaştıkça da gerek taşınabilir olması ve kolay kullanımı sebebiyle dizüstü ve tablet olarak bir adım öne geçmiş durumda.Resmi kurumlarda yoğun olarak gördüğümüz masaüstü bilgisayarlar özel kullanım alanının dışına itilmeye başlandı.

Peki donanım olarak aynı özelliklere sahip bir dizüstü ve bir masaüstü bilgisayarı ele aldığımızda sonuç nasıl olacaktır? Read more

DJ’LER! Burn Studios Remix Programı ile Bu Yaz İbiza’da Bir Rüyayı Yaşayın!

Dünyanın çeşitli yerlerinden 3 tutkulu DJ, hayatta sadece bir kez ele geçebilecek bir şans ile bu yaz İbiza’da olacak!

Beatport ve Mixmag işbirliği ile Burn Studios Residency programı açıklandı. Global bir yarışma formatında olacak olan bu program ile kazanan DJ’ler önümüzdeki yaz sezonunda İbiza’nın en bilinen klüplerinden birinde müzik endüstrisinin önde gelen isimlerinin koçluğunda yeteneklerini sergileme fırsatı elde edecekler. Read more

Uçurtmaya Gidelim

Mevsim yaza dönmeye başladı diye seviniyorum çünkü güneşi bir hayli severim.Güneşin bendeki yeri apayrıdır.Hazır mevsim geçiş sürecindeyken uçurtmaya elverişli güzel rüzgarlı günlerde oluyor.Bunları değerlendirmek için hemen uçurtma çantamı sırtıma vurup kampüsün hakim tepesine çıkıveriyorum.Sorun şuki mükemmeler derecede güzel bir rüzgar var derken rüzgarın sürekli olmadığını görüp uçurtmamızı havalandırmakta bir hayli zorluk çekiyoruz.

Tam yükseldi derken ipimizin gerginliği gidiyor.Tıpkı yüzümüzdeki gülümseme gibi kendini yerlere bırakıyor. Read more

QR Kod Nedir? Nasıl Yapılır?

Bizde buraya bir metin gizledik.

1994 yılında bulunmuş özellikle Japonlarda yaygın olan, modern cihazlar veya cep telefonları yardımıyla taranabilen iki boyutlu barkodlara QR kod denir.QR kod sadece bi ürün ve kodu hakkında fikir vermez aynı zamanda içerisinde bir metni veya linki barındırabilir.Bu açıdan alışılagelmiş barkod sisteminin önüne geçen QR kod oluşturulmasıda kolaydır.Son zamanlarda en çok ilaç küpürlerinde gördüğümüz QR kod uygulaması Karşıyaka-Göztepe maçında Karşıyakalı taraftarların açtığı bir pankartlada gizli kelimeleri stadyuma sokmaya yetmişti.Bu hem tarihte olan bir ilk hemde henüz yasaların engel olamadığı bir küfür tekniği olmuştur :)

Yaklaşık olarak 6.000 karakteri bu kutulara saklamak mümkün. Twitter ve facebook’da yine bu aralar oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Kullanıcılar profil resimlerine  QR olarak kodlanmış kutulardan yüklüyorlar. Bu hem ilgi çekici hem de güzel bir uygulama.

Peki QR kod nasıl oluşturulur?Buradaki bağantıya tıklayarak istediğiniz metni, rakamı veya sayıyı QR kod haline dönüştürebilir ve görselini indirebilirsiniz.

Eğer elinizde bulunan bir QR kodu okutmak ve içeriğinde ne olduğunu görmek istiyorsanız buradan devam edebilirsiniz.

Buda Bir Tatildi

Küçükken 15 tatil deyince karnemizin akıbetini düşünürdük.Karne kaygısını bu zaman aralığında düşünürdük.Çünkü ilk dönem sonundaki durumum ne olduysa yıl sonunda da aynı sonucu görmüşümdür.Haliyle durumum parlaktı bu dönemlerde.Bayburt’ta kış aylarının tam göbeğine geldiği içinse şimdiki gibi değil o dönemler diz boyu kar yağardı.Şimdilerde her biri apayrı yuvalarda yeni hayatlar yeşerten arkadaşlarımız vardı.Sabah uyanınca bir grup çocuğun o günden beklediklerinin tamamı aynıydı bu yaşlarda.Kimimizin kızağı vardı kiminin yoktu.Annelerimiz sıkı sıkı giydirip dışarı salardı bizi.İstese de evde tutamazdı ya zaten…

Çocukluk elbette özlenir.Pantolonlarımız belimize kadar soğuktan buz tutardı.Soba başında saatler boyu beklerdikte geçmezdi iliklerimize işleyen soğuk.

Şimdilerde hayat iliklerimize işleyen soğuğu aramıza sıcacık ortamlarda düşürür oldu.Şimdilerde sabah uyanınca kızağa binmek için saatlerce tırmandığımız yokuşları oturduğumuz yerden tırmanıyoruz.İfadesi zor şimdilerin.Şimdilerde ne istediğimizin, istediklerimiz için ne yaptığımızın da ifadesi zor.

İnsanlık Öldü Denmesin Diye…

İki genç, birini tutup, Hazret-i Ömer’in(radıyallahü anh) huzuruna getirirler:
- Bu delikanlı babamızı öldürdü. Davacıyız.
Hazret-i Ömer suçlanan gence sorar:
- Söyledikleri doğru mu?
- Evet doğru.
- Peki niye öldürdün?

- Ben hali vakti yerinde olan bir insanım, gezmeye çıkmıştım. Çok sevdiğim güzel bir atıma ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve yemesine engel olamadım, bu iki kardeşin babası, içeriden hışımla çıkıp, atımın başına bir taş attı, beyni sarsılan atım oracıkta öldü. Çok üzüldüm, adeta kendimi kaybettim, o şuursuzlukla bir taş alıp babalarına attım. Taş babalarının başına geldi ve oracıkta hemen öldü. Arkadaşlar beni yakalayıp size getirdi, durum bundan ibaret.
Hazret-i Ömer dedi ki:
- Suçunu kabul ettiğine göre, cezana da razı olman gerekir. Öldürülmen gerekir.

Genç, bir maruzatta bulunur:
- Ben zengin biriyim, ayrıca, babam vefatından önce bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için bunları saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı hemen infaz ederseniz yetimin hakkı zayi olacağı için Allah indinde sorumlu olurum. Bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim.
- Peki senin kaçmayıp tekrar geleceğini nereden bilelim? Yerine birine bir kefil bulursan git.

Genç, oradakilere bir bakar ve der ki:
- Bu zat benim için kefil olabilir.

O dediği zat, Amr bin As hazretleri idi. Hazret-i Ömer ona der ki:
- Ya Amr, kefil misin?

O yüce sahabi tereddütsüz şöyle der:
- Evet, ben kefilim.

Genç serbest bırakılınca memleketine gider.

Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzeredir ama gençten hiçbir ses seda yok. Medine’nin ileri gelenleri Hazret-i Ömer’e, gencin gelmeyeceğinin anlaşıldığını, dolayısıyla Amr ibni As’a yapılacak kısas yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler. Fakat gençler razı olmayıp, “Babamızın kanının yerde kalmasını istemiyoruz” derler.

Adaleti dillere destan olan şanlı Ömer,
- Merak etmeyin, kefil babam da, oğlum da olsa fark etmez, cezayı infaz ederim.

Amr İbni As hazretleri der ki:
- Ben de sözümün arkasındayım, infaza hazırım.

Talimat üzerine idam için sehpa sandalye hazırlanmaya başlanır. Bu sırada, uzaklardan bir atlının geldiği görülür. Oradakiler az duralım belki genç geliyordur derler. Az sonra gerçekten genç, kan ter içinde kalmış atı ile çıka gelir. Hazret-i Ömer gence der ki:
- Evladım neden geldin, nasıl olsa kefilin vardı?

Genç der ki:
- Ahde vefasızlık etti, sözünde durmadı denmesin diye geldim.

Hazret-i Ömer sorar:
- Ya Amr, sen bu genci tanıyor musun? Niye kefil oldun?
- Ya Ömer, nereden tanıyayım, genç, o kadar kimse içinde hüsnü zan edip, beni seçti. Ben de insanlık ölmüş denmesin diye kabul ettim.

Davalı gençler söze karıştılar:
- Biz bu davadan vazgeçtik.

Hazret-i Ömer onlara sorar:
- Ne oldu, az önce “babamızın kanı yerde kalmasın” diyordunuz, niye vazgeçtiniz?

Gençler şöyle der:
- Dünyada merhametli kimse kalmamış denmesin diye.

Bardağı Yere Bırakın!

Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı
Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu :
“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?”
’50gm!’ ’100gm!’ ’125gm’
diye öğrenciler yanıtladı
“Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem,” dedi profesör, “ama, benim sorum şu ki :
Bu bardağı birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”
‘Hiçbirşey’ …diye yanıtladı öğrenciler
Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?’ diye sordu profesör bu kez…
Kolunuz ağrımaya başlardı efendim’ diye öğrencilerden biri yanıtladı
“Haklısın, peki şimdi ben 1 gün boyunca tutsam ne olurdu?”
“Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı batar vs gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!”
… tüm öğrenciler çeşitli yorumlar yaptı ve gülüştüler
“Çok iyi
Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu?”
diye sordu profesör
‘Hayır‘… diye yanıtladı herkes
“Peki o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi?”
Öğrenciler bulmaca çözermişçesine düşünmeye başladılar
“Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?”diye tekrar profesör sorar
“Bardağı bırakın düşsün!” diye öğrencilerden biri yanıtlar
“Kesinlikle!” der profesör
Hayatın problemleri de böyle bir şeydir
Onları kafanda birkaç dakika tutarsın Bir sorun yokmuş gibi görünür
Uzun bir süre düşünürsün, başınız ağrımaya başlar
Daha uzun düşünün …Artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden olur
Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir,
Fakat daha önemlisi onları her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır (bardak gibi)
Bu şekilde strese girmez, ve her gün taze bir beyin ile uyanır ve her konuyla ve yolunuza çıkan her mücadele ile başa çıkabilecek güçte olursunuz!
Bu yüzden bugün ofisten ayrıldığınızda,
Sevdiklerinize şunu hatırlatın :
“Bardağı yere bırakın bugün!”